Her müşteriyi kazanmalı mıyız?
Rekabetin yoğun, projelerin az olduğu bir dünyada böyle bir soruyu aklımıza getirmek bile zor. Ama bazen ne zaman kazanıp ne zaman kaybedeceğimizi de bilmemiz gerekiyor.
Müşteri kazanmak = Hedefi tutturmak + ciro + rakibi alt etmek olarak
görüldüğünde gerçekten harika bir resme bakabiliriz. Elbette bir işi kaybetmek
hepimizi kötü hissettirir. Ancak öyle durumlar var ki asıl müşteriyi
kazandığımızda tüm bunları kaybedebiliriz.
Zor müşteri, çok talepkâr müşteri hatta düşük kârlı müşteri bile tek başına
o müşteriyi kazanmamak için bir sebep değildir. Kazanım dediğimiz şey kimi
zaman güzel bir kâr marjı, kimi zaman referans, kimi zaman ise bizi teknik ve
tecrübe olarak geliştirecek bir proje olabilir.
Ancak müşterinin beklentisi ile şirketin sunabileceği değer arasında baştan
ciddi bir uyumsuzluk varsa, bunu bilerek satışı kapatmak gerçekten başarı
mıdır?
“İşi alalım, sonrasını hallederiz.” ile
“İşi alalım, bu müşterinin beklentisini karşılamak için
geliştirmemiz gereken noktaları ve zaman planını belirledik.”
arasında önemli bir fark var.
Satış baskısının yoğun olduğu ortamlarda satış ekibi, müşteri beklentisini
şirketin karşılayıp karşılayamayacağından tam emin olmadan adım atabilir. Oysa
satış aslında sipariş alındığında tamamlanmıyor. Vaat edilen müşteri deneyimi
gerçekleştiğinde başarılı bir satıştan söz edebiliriz.
Aksi olduğunda;
Satışı aldık → beklentiyi karşılayamadık → müşteri şikâyet etti →
müşteriyi kaybetmemek için taviz verdik → maliyet yarattık → yine de güveni
geri kazanamadık.
Rakibe kaptırmamak için aldığımız müşteriyi, sonunda kendi yarattığımız
deneyim nedeniyle kaybedebiliriz.
Her zor müşteri yanlış müşteri değildir. Bazen zor bir müşteri şirketi
geliştirir. Ancak bu gelişimi sağlayacak yetkinliğimiz, niyetimiz veya gerçekçi
bir planımız yoksa müşterinin beklentisini karşılayabileceğimizi varsaymak da
doğru değildir.
Bu nedenle böyle bir durumda en doğrusu şu iki soruya dürüst cevap vermek:
“Bu müşteriyi neden istiyoruz?”
ve ardından:
“Verdiğimiz vaadi gerçekleştirmenin sorumluluğunu alıyor muyuz?”

Yorumlar
Yorum Gönder